Parvin Ardalan ve İranlı Kadınlar
by vk
Adıyla ilk olarak sol bir dergide tanıştım. Yaşayan bakışlarındaki hırs, herşeye rağmen dimdik ayaktayım hissi veriyordu.
Ardalan, sözüm ona solcu, devrimci geçinenlerin bile cesaret edemeyeceÄŸi bir yüreklilikle ateÅŸliyor İranlı kadınları…
Ondaki bu gözüpekliÄŸi görünce aklıma ilk olarak yaÅŸadığım yurt geldi. Ülkemizde kadınların ortak sorunlarından, ikinci sınıf hak ve özgürlüklere sahip olduklarından sürekli dert yanan büyük halk kesimimiz, neden acaba bir Parvin çıkaramıyor. Nerede bizim o varlığıyla övündüğümüz STK(!)’lar..
Ülkemizde kadın hareketlerini kapitalist medyada sürekli dile getirenler ya ADD’den ya da birtakım feminist derneklerden, amacı toplumsal hareketi kıvılcımlamak olmayan, -Lenin’in ifadesi ile- birer sosyal-ÅŸoven olmaktan ileri gidemeyen kadınlar.
Yeryüzünün aÅŸkın yüzü olması için daha çok daha çok Parvin’lere ihtiyacı var! YaÅŸasın kadınların haklı mücadelesi, yaÅŸasın sınıfsız toplum!
Parvin Ardalan ismi, kimi yerde ise yarım Türkçeleşmiş hali ile Pervin olarak yazıyor.
Hakkında bildiklerim okuduklarımdan ibaret olduğu için kim olduğunu ve neler yaptığını güzel bir şekilde yazıya dökmüş olan Kronik Muhalefet sitesinden alıntı olarak aktarmak istiyorum.
İran’da kadın hakları alanındaki mücadelesi nedeniyle iki kez hapis cezasına çarptırılan ve pasaportuna el konan Pervin Ardalan, “Hepimizi susturmak istiyorlar” dedi ve mücadeleden vazgeçmeyeceÄŸini söyledi.
İran yasalarındaki kadın-erkek eÅŸitliÄŸine aykırı düzenlemelerin deÄŸiÅŸtirilmesi amacıyla baÅŸlatılan “1 milyon imza” kampanyasının liderlerinden olan Ardalan (41), baÅŸkent Tahran’da büro olarak kullandığı evinde Reuters’a verdiÄŸi demeçte, “Hepimizi susturmak istiyorlar, ama beni durduramazlar” diye konuÅŸtu.
İKİNCİ SINIF VATANDAŞLIĞA HAYIR
2006’da başlayan kampanyaya katılan birçok kadın gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan çoğu birkaç hafta içinde serbest bırakılırken, 10’dan fazlasına hapis cezası verildi.
1 milyon imza kampanyasını düzenleyenler İran yasalarında kadınlara karşı varolan ayrımcılığın onları boÅŸanma, miras, çocukların velayeti ve diÄŸer alanlarda “ikinci sınıf vatandaÅŸ” haline getirdiÄŸini ileri sürüyor.
‘iRAN BİZİ KONTROL ETMEK İSTİYOR’
İran yetkilileri ise bu iddiaları rejimi yıkmak isteyen batılı merkezlerin propagandası olarak niteliyor ve İran’da kadınların, Batı’daki cinsellik sembolü statüsüne karşı koruma altında olduğunu ve ilahi şeriat kurallarının uygulandığını ifade ediyor.
İki gösteriye katıldığı için biri 2, diğeri 3 yıl hapis cezasına çarptırılan ve cezaları ertelenen Ardalan, çalışmalarını engellemek için verildiğini düşündüğü bu hapis kararlarına karşı temyize başvurduğunu belirtti.
Devletin tutumu konusunda, “Gerçekten, ne istediklerini bilmiyorum. Hapis (cezasının) onlar için önemli olduÄŸunu sanmıyorum. Onlar için önemli olan bizi kontrol etmek” diyen Ardalan, “(Bütün bu baskılara karşı) sesimizin gücü artacak, çalışmalarımıza devam etmek için yeni metotlar, yeni yollar, yeni alanlar, yeni mekanlar bulacağız” açıklamasında bulundu.
OLOF PALME ÖDÜLÜNÜ ALMASINA İZİN VERİLMEDİ
İran polisi, Mart’ta Ardalan’ın kazandığı Olof Palme ödülünü almak için Stockholm’e gitmesine izin vermedi ve pasaportuna el koydu. Ardalan ödülü kendi adına alması için kız kardeşini İsveç’e gönderdi ve ödül konuşmasının görüntülü kaydını iletti.
Ardalan internette yayımlanan makaleleri nedeniyle açılan yeni bir dava için 10 gün içinde tekrar mahkemeye çıkacak.
Ardalan, imza kampanyasının İran’da kadınların durumu ile ilgili bir bilinç yarattığını ve baÅŸkent Tahran ve diÄŸer kentlerde yüzlerce kadını harekete geçirdiÄŸini belirtiyor ve “Toplumu demokratikleÅŸtirmeye çalışıyoruz. Bu bizim üstlendiÄŸimiz büyük rol” dedi.
Ancak Avrupalı bir diplomat, imza kampanyacılarına hükümetin uyguladığı baskıların halkı korkuttuÄŸunu belirterek, “elinde bir imza listesi ile sokaÄŸa çıkan herkesin gözaltına alındığını” kaydetti.



